Küpeli memur olur mu?

Küpeli memur olur mu?

Memurların ‘saç’ ve ‘küpe’ imtihanı! Yargı ve uygulamadaki sıkıntıları..

Gaziantep Adliyesi’nde çalışan ve Yüzde 60 görme engeli bulunan zabıt katibinin, küpe takması nedeniyle amiri tarafından uyarılarak, hakkında tutanak tutulması üzerine , memurların kılık kıyafet yönetmeliğine göre küpe, yüzük gibi takılar takıp takamayacağını yeniden gündeme getirdi.

Yaşanan olayda, engelli zabıt katibi, -yıllardır küpe takmasına rağmen- amiri tarafından, mesaide, küpeyi çıkarması konusunda uyarıda bulunuldu. Uyarıya uymayan çalışan hakkında ‘uyarılara uymayarak, mesaiye küpeyle geldiğine ‘ dair tutanak tutuldu.

Yargıya intikal eden geçmiş olaylara bakıldığında,

Manisa’da yaşanan bir olayda, erkek öğretmenin küpe takarak mesaiye gelmesi üzerine, hakkında açılan soruşturmada, küpe takarak okula geldiği ve okul yönetimince yapılan üç uyarıya rağmen bu davranışı değiştirmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle “verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek” fiilini işlediğinden bahisle ‘aylıktan kesme’ cezası verildi.

MEMURUN KÜPE TAKMASINDA SAKINCA YOK KARARI

Olayın yargıya intikal etmesi üzerine, Danıştay emsal nitelikte bir karar verdi. Danıştay 12. Dairesinin 2011/7673 Esas ve 2015/431Karar sayılı kararında,

Mahkeme, ilgili Yönetmelikte erkek ve kadın memurlar açısından ziynet eşyası, takı gibi giyim kuşam öğeleri yönünden herhangi bir yasaklama veya sınırlama getirilmediği, ilgili hükümlerde giyimin nasıl olacağına yönelik genel hatların çizildiği ve yasakların gösterildiği, bunun dışındaki noktalarda yine Yönetmelikte belirtilen temel ilkelere aykırılık olmadığı sürece ilgililerin serbest olacağı ve bu haliyle davacının küpe veya yüzük takarak mesaiye gelmesine herhangi bir engelin bulunmadığına karar vermiştir.

Mahkeme değerlendirmesinin devamında,disiplin hukukundaki uygulamasına da yer vererek, disiplin hukuku açısından ceza ihdas eden bir anlamda yorumlanamayacağı, davacının küpe takmasının toplumun bütünü tarafından kabul görmediğini belirleyebilen bir ölçütün bulunmadığı ve davacının taktığı küpe ile siyasi, dini, etnik ve benzeri manada herhangi bir mesaj verdiğine dair soruşturma raporunda bir tespit yapılmadığını hükmüne gerekçe olarak kullanmıştır.

ABARTI SAÇ VE MAKYAJ DEVLETİN RESMİYETİ VE CİDDİYETİ İLE BAĞDAŞMAZ KARARI

Ancak,yaşanan bir başka olayda ise, saç şeklinin normalden çok fazla kabartılmış yapıda olduğu ve çok fazla dikkat çektiği, yine makyajının da normalden çok fazla olduğu ve sonuç itibarıyla dikkat çekecek ve resmi üniformaya yakışmayacak biçimde giyindiği gerekçesiyle emniyet amiri olarak görev yapan kadın kamu görevlisine disiplin cezası verilmiştir. Ancak bu defa yerel mahkeme disiplin cezasını haklı bulunmuş ve dava reddedilerek, Danıştay tarafından da onaylanarak kesinleşmiştir.(Danıştay 12. Dairesinin 2011/7673Esas ve 2015/431Karar sayılı kararı)

VE SON OLARAK KÜPELİ MEMURA ‘TUTANAK’ OLAYI

Yaşanan son olay ile (Gaziantep Adliyesindeki engelli memurun küpe takması nedeniyle tutanak tutulması), Danıştayın memurların mesaideki kılık kıyafeti (küpe,yüzük,saç vb.) ile ilgili idareye yön verecek bir içtihat birliğine gideceği görünmektedir.

İçtihat Metni

(12.DD.nin 17.02.2015 tarihli, 2011/7673 esas, 2015/431 karar sayılı kararı)

İstemin Özeti : Sınıf öğretmeni olarak görev yapan davacı hakkında “eğitim camiasına, örf ve adetlere uygun olmayan şekilde giyindiği, küpeve benzeri süs eşyası taktığı” iddiasıyla başlatılan soruşturma neticesinde düzenlenen 05.07.2010 tarihli ve 410-32 sayılı Soruşturma Raporu’nda davacının küpe takarak okula geldiği ve okul yönetimince yapılan üç uyarıya rağmen bu davranışı değiştirmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle “verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek” fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C-a maddesi uyarınca “1/30 oranında aylıktan kesme cezası” ile cezalandırılması yönünde getirilen teklif doğrultusunda tesis edilen 29.9.2010 tarihli ve 519 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; 25.12.1982 tarihli ve 17849 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik’in 5. maddesinde kamu görevlilerinin kılık ve kıyafette uyacakları hususların belirlendiği, 07.12.1981 tarihli ve 17537 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı ile Diğer Bakanlıklara Bağlı Okullardaki Görevlilerle Öğrencilerin Kılık Kıyafetlerine İlişkin Yönetmelik’in 7. maddesinde de mezkur genel yönetmeliğe atıf yapıldığı, anılan mevzuat hükümleri uyarınca kılık-kıyafet kurallarının gerek erkek gerekse bayan memurlar açısından ziynet eşyası, takı gibi giyim kuşam öğeleri yönünden herhangi bir yasaklama veya sınırlama getirmediği, ilgili hükümlerde giyimin nasıl olacağına yönelik genel hatların çizildiği ve yasaklanan hususların gösterildiği, bunun dışındaki noktalarda yine aynı yönetmeliklerde belirtilen temel ilkelere aykırılık olmadığı sürece ilgililerin serbest olacağı, bu haliyle davacının küpe veya yüzük takarak mesaiye gelmesine engel bulunmadığı, bu durumun örf ve adetlere aykırı olduğu yolundaki idare görüşünün ise, süregelen zamanla etkileşime giren, değişen, çağın koşullarına adapte olan örf ve adetlerin, bu değişkenlikleri ve ayrıca izafilikleri nedeniyle, unsurlarının somut olarak belirlenmesi gereken disiplin hukuku açısından ceza ihdas eden bir anlamda yorumlanamayacağı; davacının küpetakmasının mevcut örf ve adetlere ne şekilde aykırı olduğunun veya toplumun bütünü tarafından kabul görüp görmediğini de belirleyen bir dayanak noktasının bulunmadığı; davacının taktığı küpe ile siyasi, dini, etnik ve benzeri manada herhangi bir mesaj verdiğine dair soruşturma raporunda bir tespit yapılmadığı; dolayısıyla, temelinde suç olmayan bir konudaki uyarılara uymamasının üzerine atılı suçun unsurlarını da oluşturmayacağı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Manisa 1. İdare Mahkemesince verilen 05/05/2011 tarihli ve E:2010/2388, K:2011/979 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hâkimi..Düşüncesi : İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 17.02.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kaynak : SGK Rehberi

Beğen  
Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir