Boşanma Katkı Payı Davası

0
30

Boşanma katkı payı davası protokolündeki beyanlar mahkemece onandığında mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğundan kesin delil hüviyetini kazanırlar. Boşanma katkı payı davası fer’ilerinden olmayan ve ayrıca dava edilmesi mümkün olan mal rejimi davasında protokoldeki hususun aksinin ileri sürülmüş olması dürüstlük kuralına aykırı davranılması anlamına gelir ve bu durumun hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğinin kabulü gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu aşağıya aldığımız kararında bu hususu irdelediği gibi, mahkemece onaylanan protokolün mahkeme içi ikrar olduğu, dolayısıyla kesin delil niteliğinde kabul edilmesi gerektiğini de vurgulamıştır.

Boşanma katkı payı davası, evlilik birliği içinde satın alınan taşınmaza katkı nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Kural olarak, anlaşmalı boşanma davasında taraflar arasında akdedilmiş olan boşanma protokolünde yer alan mal rejimi hukukundan kaynaklanan anlaşma maddelerinin mahkeme kararında yer alması veya protokolün mahkemece onaylanması gerekir. Mal rejiminden kaynaklanan talepler boşanmanın ferilerinden olmadığından ayrıca dava konusu edilebilirler.

Somut olayda, davacının dava dilekçesinin ekinde boşanma protokolünü mahkemeye sunmuş olması, boşanma davasındaki beyanları, boşanma kararının hüküm kısmı ve tarafların hiçbir zaman protokoldeki imzalarını inkar etmemiş olmaları, protokolün mahkemece onaylandığı, dikkate alındığında, boşanma dava dosyasındaki bu belge ve beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu; böylece, görülmekte olan davada kesin delil niteliğini taşıdığı ve ayrıca davacının bu ikrarına rağmen eldeki davayı açarak tamamen aksini ileri sürmekle dürüstlük kuralına aykırı davrandığının ve bu durumun hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğinin kabulü gerekmiştir.

Boşanma katkı payı  davası , evlilik birliği içinde alınan taşınmaza katkı nedeniyle alacak istemine ilişkin olup, bu istek boşanmanın fer’ilerinden değildir. Taraflarca hazırlanan protokol mahkemece onaylanmadığı gibi, boşanma davasının hüküm fıkrasında katkı payı nedeniyle alacakla ilgili bir hüküm de kurulmamıştır.

Boşanma katkı payı  davası davalı vekili, tarafların anlaşmalı olarak boşanıp, aralarında düzenledikleri  protokol ile mal rejiminin tasfiye edildiğini, her iki tarafın anlaşması doğrultusunda mal bölüşümü yapılarak tarafların bunun dışında birbirlerinden herhangi bir taleplerinin olmayacağını kararlaştırdıklarını, protokolün davacı yönünden bağlayıcı olduğunu, dava konusu hisseyi müvekkilinin kendi kişisel çalışmaları ve birikimi ile satın aldığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.

Mahkemece, taraflar arasında  yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, davaya konu taşınmazın bu tarihten sonra edinildiği, tarafların boşanmaya ilişkin dava dilekçesi ile mahkemece uygun bulunan protokolde boşanmanın mali sonuçlarını da düzenledikleri, bu şekilde taraflar arasında tasfiyeye konu bir malvarlığı değerinin bulunmadığı, bilerek ve isteyerek protokolle karşı tarafa bir takım maddi olanaklar sağlayan kişinin, boşanma işlemi gerçekleştikten sonra sağladığı olanakları geri istemesinin iyi niyet, doğruluk, dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmayacağı, ayrıca kendi kusuru ile mali imkanlarını zorlayan tarafın yararlanmasının da söz konusu olamayacağı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.

Bir önceki yazımız olan Trafik Kazası Tazminat Davası Nedir? başlıklı makalemizde Trafik Kazası tazminat davası ve Trafik Kazası Tazminatı hakkında bilgiler verilmektedir.

0 0 oylar
Sizce kaç yıldız?
Abone Ol
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör